29 Kas
Avrupa Birliği Sınırda Karbon İlerleyişi Bilgi Notu
“Danışmanlığı Yapılan Tesisler için Hazırlanmış 4. İlerleme Raporudur”
Günümüzde çokça üzerinde durulan mekanizmalardan biri olan, Avrupa Birliği (AB) Yeşil Mutabakatı karbon kaçağının önüne geçilmesi, ekonomik büyümenin kaynak kullanımına bağlılığının sona ermesi ve hiçbir bölgenin geride bırakılmaması hedeflerini içeren yeni büyüme stratejisidir. Bu kapsamda yapılması planlananlar ve beklentiler aşağıda yer almaktadır.
Avrupa Yeşil Mutabakatı daha önce de paylaştığımız üzere; Avrupa’nın 2050 yılına kadar ilk iklim nötr kıta olmasını amaçlarken, Komisyonun, bu hedefe nasıl ulaşacağına ilişkin bir vizyon olarak paylaşılmaktadır.
Yeni 2030 iklim hedefinin kabul edilmesinin ardından AB, Paris Anlaşması yükümlülükleri doğrultusunda NDC (Ulusal Beyanlar)’sini güncelleyerek 2030 iklim ve enerji hedeflerinin doğrultusunda kabul ettiği %55 hedefini UNFCCC’ye de sundu.(*1) Bu hedef (55’e Uygun paketi) “ 2030 yılına kadar sera gazı emisyonlarının 1990 yılına kıyasla %55 oranda azaltılabilmesi hedefini gerçekleştirmek adına yayımlandığını” ifade edebiliriz.
55’e Uygun Paketi, yeni temiz teknolojilerin geliştirilmesi ve kullanılmasına yönelik mekanizmaların kurulmasıyla, AB sanayisini karbonsuzlaştırma yolunda adımlar atmayı planlıyor. Hâlihazırda işletmelerin ve KOBİ’lerin temiz enerjiye yatırımlarını destekleyen İnovasyon Fonu’nun, sanayiyi karbonsuzlaştırma yolunda inovatif projeler ve altyapılar için finansmanları artırmasının beklendiği bilgisi paylaşılmaktadır.
Üçüncü ülkelerin AB ile benzer şekilde iddialı iklim hedefleri ortaya koymadığı takdirde yaşanması olası olan “karbon sızıntısı” riskiyle başa çıkmak amacıyla da “Sınırda Karbon Düzenlemesi Mekanizması” (Carbon Border Adjustment Mechanism – CBAM) teklifinde bulunulmuştur.
Karbon sızıntısı riski, belirli sanayi sektör ve alt sektörlerinde bulunan işletmelerin operasyonlarını daha az iddialı iklim hedeflerine sahip olan diğer ülkelere taşıması veya ithal edilen ürünlerin piyasadaki daha az sera gazı emisyonu içeriğine sahip ürünlerin yerini alması ile ortaya çıkmaktadır.
Avrupa Konseyi tarafından 15.03.2022 günü yapılan açıklamayla Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması için mutabakat sağlanan taslak ‘da (SKDM) ilk olarak 01.01.2023 ‘ten itibaren Çimento, Alüminyum, Gübre, Elektrik Enerjisi ile Demir Çelik alanında ki ürünlerin ithalatına uygulanacaktır.
Konsey tarafından 1 Ocak 2026 tarihine kadar Avrupa Parlamentosuna ve Konseyine sunulacak rapora göre de düzenlemenin uygulanacağı ürün gruplarının kapsamı genişletilebilecek.
2026 yılında ise tam anlamıyla yürürlüğe girmesi beklenmektedir.
Uygulama kapsamında birlik ülkelerine ihracat yapmak isteyen üreticilerin kendi ülkelerindeki ve varsa üçüncü ülkelerde yaptıkları üretim bilgilerini kapsayan merkezi bir veritabanı kurulacak. Birlik ülkelerinden birinde yerleşik olan firmaların da ithalat işlemi için öncelikle SKDM beyanında bulunması gerekecek. İthalatçının birlik ülkesinde yerleşik olmaması halinde bu yükümlülük firmanın gümrük temsilcisi tarafından yerine getirilecek (Türkiye için SKDM kurulu kurulması planlanmaktadır).
Bu beyanda bir önceki takvim yılı boyunca ithal edilen her türlü eşya için ton, elektrik için Megavat-saat bakımında toplam miktar, elektrik için megavat-saat başına karbondioksit emisyonu, diğer her türlü ürün için ise gömülü emisyon değerleri yer alacak.
Gönderi başına değeri 150 Avronun altında olan ithalat işlemleri uygulamadan muaf olacak.
Bu mekanizmaya göre, AB’de konumlanan ithalatçılar, ithal ettikleri ürünler için AB karbon fiyatlandırma kurallarına bağlı üretim yapıyorlarsa ödemeleri gereken karbon fiyatına uygun düşen karbon sertifikaları almak zorunda kalacak. Ancak, Birlik dışında konumlanan bir üreticinin üçüncü ülkede üretilen mallar için hâlihazırda bir karbon fiyatlandırılmasına tabi olduğunu kanıtladığı takdirde, AB’de konumlanan ithalatçıların buna denk düşen maliyeti tamamen düşebileceği de belirtiliyor. Karbon sertifikalarının fiyatlandırmasının da haftalık olarak hesaplanan ortalama açık arttırma fiyatlarını yansıtacağı ortaya koyuluyor.
Diğer yandan Komisyon, ithal ve Birlik içinde üretilen ürünler için eşit oranda karbon fiyatlandırması yaparak karbon sızıntısı riskini ortadan kaldırmayı amaçlıyor. Bunun için de Sınırda Karbon Düzenlemesi Mekanizması kapsamındaki sektörler için AB ETS kapsamında verilen ücretsiz tahsisatların aşamalı olarak kaldırılmasına ve Birlik içinde üretilen ürünlerin lehine bir muamele gösterilmemesine özellikle dikkat edileceği belirtiliyor. Bu mekanizmanın Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) kuralları ve diğer uluslararası yükümlülüklere uyumlu olarak tasarlandığı da yasa teklifinde özellikle vurgulanıyor. Düzenlemenin, üçüncü ülkelerden ithal edilen ürünlerin Birliğin gümrük bölgesine girdiği takdirde – üretim sırasında AB ETS’ye tabi olduğu durumlar haricinde- üçüncü ülkelere ve bölgelere uygulanacağı belirtiliyor.
TÜSİAD tarafından yayımlanan “Ekonomik Göstergeler Merceğinden Yeni İklim Rejimi” başlıklı rapora göre ise sınırda karbon düzenlemesi kapsamında bir ton CO2 için 30 avro vergi uygulanırsa Türkiye’den AB’ye ihraç edilen ürünler arasında bu durumdan en çok etkilenecek olan sektör 170 milyon avro ile çimento sektörü olacak.(*3)
Çimentonun ardından makine, tekstil, otomotiv, demir-çelik gibi sektörlerin gelmesi bekleniyor.
Ayrıca; AB Uluslararası Yeşil Koalisyonlar kurmak istemektedir. Küresel sera gazı emisyonlarının yüzde 80’inden sorumlu olan G20 ekonomileri, AB’nin yeşil gündeminde özel bir yer tutuyor.
#yeşilmutabakat, #sınırdakarbon, #sınırdakarbonmüşavirliği